U.S. flagAn official website of Clinch Law Firm
TR
Court Decisions

Federal Yargıç, 75 Ülkeyi Kapsayan Göçmen Vizesi Yasağını İptal Etti ve Dışişleri Bakanlığı'na Bireysel Başvuru Değerlendirmesine Dönmesini Emretti

*CLINIC v. Rubio* davasında verilen tarihi bir kararla ABD Bölge Yargıcı Jeannette Vargas, Dışişleri Bakanlığı'nın 75 ülke vatandaşına yönelik toptan göçmen vizesi askıya alma politikasını, Immigration and Nationality Act (Göç ve Vatandaşlık Yasası) kapsamında "açıkça hukuka aykırı" bularak iptal etti. Karar, hükümetin bireysel vize değerlendirmesine geri dönmesini gerektirmekle birlikte, uyum süreci ve olası temyiz başvurusuna ilişkin soru işaretleri devam etmektedir.

21 Ağustos 2026 tarihinde, Southern District of New York'ta görev yapan ABD Bölge Yargıcı Jeannette A. Vargas, CLINIC v. Rubio davasında State Department'ın (ABD Dışişleri Bakanlığı) 75 ülke vatandaşına göçmen vizesi verilmesini askıya alan politikasının hukuka aykırı olduğuna hükmetti. 61 sayfalık karar, Trump yönetiminin göç politikalarına yönelik yargısal itirazlar arasında bugüne kadarki en önemli kararlardan birini temsil etmekte olup, pratik etkisi dünya genelinde binlerce aileye ve çalışana ulaşabilecek niteliktedir.

Dava Konusu Politika

State Department, 21 Ocak 2026 tarihinde 75 ülkeden gelen başvuru sahiplerine göçmen vizesi verilmesinin süresiz olarak askıya alınmasını uygulamaya başladı. Kurum, yasağın bir vize başvuru sahibinin public charge (kamu yükü) — yani mali açıdan ABD hükümetine bağımlı hale gelme ihtimali — olup olmadığının belirlenmesinde kullanılan prosedürlerin yeniden değerlendirilmesi amacıyla getirildiğini açıkladı.

Etkilenen ülkeler listesinde Brezilya, Kolombiya, Haiti, Mısır, İran, Rusya, Somali ve Yemen yer alıyor ve bu liste dünyadaki ülkelerin yaklaşık yüzde 40'ını kapsıyordu.

Söz konusu ülkeler ağırlıklı olarak Latin Amerika, Afrika, Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Karayipler bölgelerinde bulunmaktadır.

ABD Dışişleri Bakanlığı, "kamu yükü" endişelerini gerekçe göstererek dünya genelindeki konsolosluklara 75 ülke vatandaşlarına göçmen vizesi verilmesini durdurma talimatı verdi. Politika, federal yasanın öngördüğü bireysel değerlendirme yerine yalnızca başvuru sahibinin menşe ülkesine dayalı olarak kategorik biçimde uygulandı.

Askıya alma, yurt dışında adı geçen ülkelerde bulunan ABD vatandaşlarının eşleri ve çocukları dahil aile üyelerinin başvurularını, ayrıca ABD işverenleri tarafından işe alınan göçmen işçileri de etkiledi.

Mahkemenin Gerekçesi

Yargıç Vargas sözlerini sakınmadı. Politikanın "açıkça hukuka aykırı" olduğunu ve konsolosluk görevlilerinin göçmen vizesi değerlendirmesi üzerindeki Secretary of State (Dışişleri Bakanı) yetkisini açıkça kaldıran federal göç mevzuatıyla çeliştiğini yazdı.

Mahkeme, yasağın Secretary of State'in yasal ve düzenleyici yetkisini aştığını ve Immigration and Nationality Act of 1965'in (1965 tarihli Göç ve Vatandaşlık Yasası) vize verilmesinde uyruğa dayalı ayrımcılığı yasaklayan Section 1152(a)(1)(A) hükmünü ihlal ettiğini tespit etti.

Vargas, politikanın aynı zamanda konsolosluk görevlilerini her türlü vize kararının ön safhasına koyan yasal zorunluluğu da baltaladığını belirtti. "Kongre, bu görevlilere bir göçmenin vizeye uygunluğunu, yasada belirtilen spesifik ve ayrıntılı kriterlerin incelenmesine dayanarak belirleme konusunda münhasır yetki ve takdir hakkı vermiştir" diye yazdı.

Yargıç, hükümetin hukuki argümanlarını reddederken özellikle sert bir dil kullandı. Trump yönetimi, redlerin hukuka uygun olduğunu savundu; çünkü görevliler bunları, vize redlerini düzenleyen mevcut bir hüküm olan Immigration and Nationality Act'in Section 221(g) maddesi kapsamında resmi olarak vermişti. Vargas bu gerekçeyi reddederek, hükümetin daha önce uygun bulunan bir başvuru sahibine vize reddi verilmesine izin veren bir yasa gösteremediğini söyledi. Hükümetin akıl yürütmesini "Orwellvari bir mantık egzersizi" olarak nitelendirdi.

Vargas, konsolosluklara onaylanmış ancak basılı vizeleri henüz konsolosluktan çıkmamış başvuru sahiplerinin göçmen vizelerini reddetmeleri talimatını veren bir ABD diplomatik telgrafına atıfta bulundu. Bu tespit, politikanın kapsamını gözler önüne serdi — onaylanmış başvuru sahipleri bile son aşamada engelleniyordu.

Kararın Neleri Kapsadığı — ve Kapsamadığı

Mahkeme, politikayı bütünüyle iptal etti ve yalnızca bu yasağa dayanan tüm vize retlerini geçersiz kıldı.

Bu geçersiz kılma, konsolosluk görevlisinin başvuru sahibinin söz konusu Dışişleri Bakanlığı politikası dışında veya buna ek olarak başka gerekçelerle vizeye uygun olmadığına karar verdiği göçmen vizesi retleri için geçerli değildir.

Kamu yükü (public charge), kabul edilemezlik için geçerli bir gerekçe olmaya devam etmektedir; ancak bu değerlendirme genel olarak başvuru sahibinin pasaportunda yazan ülkeye göre değil, bireysel koşullarına göre yapılmalıdır.

Kararın önemli sınırları da bulunmaktadır. Karar geniş kapsamlı sonuçlar doğursa da mevcut seyahat kısıtlamalarını ortadan kaldırmamaktadır. Ayrıca herhangi bir başvuru sahibinin otomatik olarak vize alacağını da garanti etmemektedir. Bunun yerine mahkeme, toptan ve kategorik politikayı iptal ederek hükümetin ABD göç mevzuatı kapsamındaki olağan bireysel değerlendirme sistemine dönmesini zorunlu kılmıştır.

75 ülkeyi etkileyen tedbir ile 39 ülkeden girişi kısıtlayan ayrı Presidential Proclamation (Başkanlık Kararnamesi) arasında önemli bir ayrım yapılmalıdır. 75 ülkeyi kapsayan tedbir, ABD Dışişleri Bakanlığı'nın bir politikasıydı. 39 ülkeyi etkileyen kısıtlama ise ayrı bir Presidential Proclamation aracılığıyla uygulamaya konulmuş olup farklı bir hukuki tedbirdir.

Uyum Sorunu

Kararın açıklığına rağmen uygulama sorunsuz olmadı. 26 Ağustos 2026'da davacılar, Trump yönetimi yetkililerinin mahkemenin kararına rağmen vize görüşmelerini reddetmeye veya iptal etmeye devam ettiğini ileri sürerek, mahkemenin 21 Ağustos 2026 tarihli kararının uygulanması ve uyumun izlenmesi için acil bir başvuru dilekçesi sundu.

Bu dilekçe, Dışişleri Bakanlığı'nın mahkeme kararını verdikten sonra bir eğitim programını gerekçe göstererek göçmen vizesi randevularında küresel çapta "durdurma" emri verdiğine ilişkin raporlara doğrudan yanıt niteliğindedir.

Ancak ilerleme belirtileri de mevcuttur. 28 Ağustos 2026'da ABD Hükümeti, New York yargıcına 75 ülkeden birinde doğmuş kişilere green card (yeşil kart/süresiz oturma izni) verilmesinin reddini emreden kuralın artık geçerli olmadığını ve karara halihazırda uyum sağlandığını bildirdi. Hükümetin mahkemeye sunduğu belgeye göre konsolosluklar yeni talimatlar almış, yalnızca bu kural nedeniyle reddedilenlerin dosyalarını gözden geçirmeye başlamış ve görüşme randevularını yeniden planlamaya başlamıştır.

Artık bu yanıtı kabul edip etmeyeceğine karar vermek yargıca kalmıştır ve duruşma 31 Ağustos'a tayin edilmiştir.

Bundan Sonra Ne Olacak?

24 Ağustos 2026 itibarıyla herhangi bir yürütmeyi durdurma kararı veya hükümet temyiz başvurusu kamuoyuna açıklanmamıştır. Hükümet, kararı Second Circuit Court of Appeals'a (İkinci Daire Temyiz Mahkemesi) taşıyabilir ve tarafların davadaki kalan taleplere ilişkin önerilerini sunmaları için 11 Eylül 2026'ya kadar süreleri bulunmaktadır.

Federal hükümet, kararı U.S. Court of Appeals for the Second Circuit'e temyize götürebilir. Ayrıca, temyiz süreci devam ederken bölge mahkemesi kararının etkisini geçici olarak askıya alabilecek bir yürütmeyi durdurma (stay) talebinde de bulunabilir.

Bu arada, Kaliforniya'daki başka bir federal yargıç, Medani v. Trump davasında 28 Ağustos 2026'da 75 ülke politikası aleyhine karar verdi — böylece ülkenin iki ucundaki iki farklı mahkeme, kişinin bireysel durumuna bakılmadan yalnızca uyruğa dayalı olarak vize reddi verilmesinin hukuka aykırı olduğuna hükmetmiş oldu.

Etkilenen Başvuru Sahipleri İçin Pratik Rehberlik

Bu karardan etkilenen bireyler ve aileler için birkaç pratik adım tavsiye edilmektedir:

Başvuru sahipleri ret bildirimlerini incelemeli, 75 ülke politikasının reddin tek gerekçesi olup olmadığını belirlemeli ve National Visa Center (Ulusal Vize Merkezi) ile ilgili ABD büyükelçiliği veya konsolosluğundan gelecek iletişimleri takip etmelidir. Acil son tarihlerle, yaş aşımı (aging-out) endişeleriyle, süresi dolan belgelerle veya zamana duyarlı diğer konularla karşı karşıya olan başvuru sahipleri, bireysel göç hukuku danışmanlığı almayı değerlendirmelidir.

Bu kural nedeniyle başvurusu reddedilen veya görüşmesi iptal edilen herkes, ilgili konsoloslukla iletişime geçerek dosyasının durumunu sormalıdır.

CLINIC v. Rubio kararı önemli bir hukuki zaferdir; ancak göç alanında devam eden yürütme işlemlerinin yoğun olduğu bir dönemde gelmiştir. Başvuru sahipleri uyanık kalmalı, avukatlarıyla yakın temas halinde olmalı ve önümüzdeki haftalarda hem mahkemelerden hem de Dışişleri Bakanlığı'ndan gelecek güncel yönergeleri takip etmelidir.

Bu makale yalnızca bilgilendirme amaçlıdır ve hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Bu kararın kendi özel durumlarını nasıl etkilediği konusunda soruları olan kişiler, yetkin bir göç hukuku avukatına danışmalıdır.

Author

Sena Kilinc

Policy Correspondent & Turkish Edition Editor

Sena Kilinc covers immigration policy developments and manages the Turkish-language edition of ClinchLaw Immigration News. A bilingual journalist fluent in English and Turkish, she ensures Turkish-speaking communities have access to accurate and timely immigration news while reporting on how legislative changes affect immigrant communities.

Disclaimer: This article is for informational purposes only and does not constitute legal advice. Immigration laws and policies change frequently. For advice specific to your situation, please consult a qualified immigration attorney.

Free Immigration Consultation