21 Ağustos 2026 tarihinde bir federal mahkeme, Trump yönetiminin yasal göçe yönelik en kapsamlı kısıtlamalarından birine karşı sert bir hukuki tepki ortaya koydu.
ABD New York Güney Bölgesi Bölge Mahkemesi Yargıcı Jeannette Vargas, Dışişleri Bakanlığı'nın 75 ülke vatandaşına yönelik göçmen vizesi işlemlerini askıya almasının "açıkça hukuka aykırı" olduğuna ve federal göç mevzuatıyla çeliştiğine hükmetti.
Catholic Legal Immigration Network, Inc. (CLINIC) v. Rubio davasında verilen bu karar, Ocak ayından bu yana dosyaları dondurulan binlerce aile ve istihdam temelli Green Card (süresiz oturma izni kartı) başvuru sahibinin süreçlerinin yeniden işlemeye başlamasına olanak tanımaktadır.
Dava Konusu Politika
Dışişleri Bakanlığı söz konusu politikayı Ocak 2026'da duyurmuş ve Afganistan, Brezilya, Kolombiya, Mısır, Haiti, İran, Rusya, Somali ve Yemen dahil 75 ülke vatandaşına göçmen vizesi verilmesini süresiz olarak askıya almıştı.
Askıya alma; Brezilya, Kolombiya ve Uruguay gibi Latin Amerika ülkelerinden, Bosna ve Arnavutluk gibi Balkan ülkelerinden, Pakistan ve Bangladeş gibi Güney Asya ülkelerinden ve Afrika, Orta Doğu ile Karayipler'deki birçok ülkeden gelen başvuru sahiplerini etkiledi.
Yönetim, askıya almanın amacının ABD'de kamu yardımlarına bağımlı hale gelebilecek göçmenlerin kabulünü önlemek olduğunu belirtti.
Dışişleri Bakanlığı, Council of Economic Advisers (Ekonomik Danışmanlar Konseyi) verilerine dayanarak bu ülkelerden gelen göçmenlerin bulunduğu hanelerin yüzde 30'undan fazlasının bir tür kamu yardımı aldığını ifade etti.
Vize yasağı, ABD'de aile üyelerine katılmak veya iş almak amacıyla başvuran kişilere yönelik daimi oturma vizelerini durdurmuş; ancak turist veya öğrenci vizesi gibi nonimmigrant (göçmen olmayan) vizelere uygulanmamıştır.
Liste, dünya ülkelerinin yaklaşık yüzde 40'ını kapsamaktaydı.
Mahkemenin Gerekçesi
Yargıç Vargas'ın kararı, politikanın hukuki temelinin özüne yönelerek federal hukukun birden fazla ihlalini tespit etti.
Mahkeme ilk olarak, Dışişleri Bakanı Marco Rubio'nun bu politikayı yayımlayarak yetkisini aştığını belirledi; politika, INA'yı (Göç ve Vatandaşlık Yasası) ihlal etmekte ve "hukuki dayanağı olmaksızın uygun başvuru sahiplerine vize reddini zorunlu kılmaktadır."
Mahkeme, uyruğa dayalı bu politikanın Dışişleri Bakanı'nın yasal ve düzenleyici yetkisini aştığını ve INA'nın göçmen vizesi verilmesinde uyruğa dayalı ayrımcılık yasağını ihlal ettiğini saptadı.
İkinci olarak mahkeme, politikanın konsolosluk memurlarının Kongre tarafından belirlenen görevlerini usulsüz biçimde ortadan kaldırdığını vurguladı.
Yargıç Vargas şöyle yazdı: "Konsolosluk memurlarına, bireysel değerlendirme sonucunda başvuru sahibinin kamu yüküne düşme ihtimalinin bulunmadığını ve vizaye hak kazandığını tespit etmiş olup olmadıklarına bakılmaksızın, belirlenen 75 ülke vatandaşlarının göçmen vizelerini reddetmeleri emredilmiştir."
Mahkeme ayrıca, hükümetin "public charge" (kamu yükü) endişelerini uyruk genelinde bir kısıtlama için gerekçe olarak kullanma girişimini de reddetti. Kamu yükü, kabul edilemezlik için geçerli bir neden olmaya devam etmekle birlikte, genel olarak başvuru sahibinin bireysel koşullarına göre değerlendirilmesi gerekmekte olup yalnızca pasaportta yazan ülkeye bakılarak karar verilmesi mümkün değildir.
INA kapsamında, bir göçmenin kamu yüküne düşüp düşmeyeceğini değerlendiren konsolosluk memuru; başvuru sahibinin mali kaynakları, yaşı, sağlık durumu, becerileri, aile koşulları ve diğer ilgili faktörleri göz önünde bulundurmalıdır. Toptan uygulanan askıya alma ise tüm bu gereklilikleri devre dışı bırakmıştır.
Kararın Getirdiği Değişiklikler
Karar, Dışişleri Bakanlığı politikasını geçersiz kılmaktadır; bu da 75 ülkeyi kapsayan askıya almanın artık göçmen vizesi reddi için dayanak olarak kullanılamayacağı anlamına gelmektedir. Karar aynı zamanda yalnızca bu politikaya dayanılarak verilmiş olan önceki vize retlerini de hükümsüz kılmaktadır. Bu dosyalar, olağan göç kuralları çerçevesinde değerlendirilmek üzere konsolosluk memurlarına iade edilebilecektir.
Ancak kararın bazı önemli çekinceleri bulunmaktadır.
Bu karar, daha önce vizesi reddedilen her başvuru sahibinin artık onaylanacağı anlamına gelmemektedir. Başvuru sahiplerinin, geçerli kamu yükü kuralları dahil olmak üzere diğer tüm uygunluk şartlarını karşılaması gerekmektedir. Ayrı hukuki gerekçelere dayanan vize retleri de yürürlükte kalmaya devam etmektedir. Bununla birlikte, dosyaları yalnızca 75 ülke askıya alması nedeniyle bekletilen veya reddedilen başvuru sahipleri açısından karar, uyruğa dayalı engeli kaldırmakta ve bireysel değerlendirme sürecini yeniden tesis etmektedir.
Önemle belirtilmesi gereken bir husus vardır:
75 ülkeyi etkileyen önlem ile 39 ülkeden girişi kısıtlayan ayrı Presidential Proclamation (Başkanlık Bildirisi) arasında önemli bir ayrım yapılmalıdır. 75 ülkeye yönelik önlem, U.S. Department of State (ABD Dışişleri Bakanlığı) tarafından uygulanan bir politikadır. 39 ülkeyi etkileyen kısıtlama ise ayrı bir Başkanlık Bildirisi aracılığıyla yürürlüğe konulmuş farklı bir hukuki düzenleme olup bu karar kapsamında ele alınmamıştır.
Tepkiler ve Yanıtlar
Göçmen savunuculuk grupları kararı memnuniyetle karşıladı. CLINIC'in genel müdürü Anna Gallagher, davanın "özünde... aileleri bir arada tutmakla ilgili" olduğunu belirtti.
CLINIC'in kıdemli avukatı Adriana Coppola ise şunları söyledi: "21 Ağustos kararı, göçmen vize dosyalarının ilerlemesini bekleyen aileler için önemli bir yol açtı."
Dışişleri Bakanlığı Cumartesi günü yaptığı açıklamada, Trump yönetiminin "vize başvuru sahiplerinin en yüksek tarama ve inceleme standartlarını uygulayarak Amerikan halkını koruduğunu" ifade etti ve devam eden dava hakkında yorum yapmayacağını belirtti.
Karar Sonrası Komplikasyonlar
Kararın ardından yaşanan süreç, yeni hukuki çatışmaları da beraberinde getirdi.
Dışişleri Bakanlığı, konsolosluk memurlarına yönelik küresel bir eğitim girişimine yer açmak amacıyla ABD büyükelçilikleri ve konsolosluklarındaki göçmen vizesi mülakat randevularını durdurdu. Bakanlık sözcüsü, güncellenen kamu yükü rehberi konusundaki eğitimi kolaylaştırmak için vize randevularının ayarlanacağını belirtti. Kurum, durdurmaya ilişkin süreyi veya tüm konsolosluk birimlerinin ve göçmen vize başvuru sahiplerinin aynı şekilde etkilenip etkilenmeyeceğini kamuoyuna açıklamadı.
Göçmen aileler, çalışanlar ve hukuki yardım kuruluşları, mahkeme kararının uygulanması için acil bir talep dilekçesi sundu. Dilekçe, mahkemenin kararını vermesinin ardından Dışişleri Bakanlığı'nın eğitim programını gerekçe göstererek göçmen vize randevularında küresel bir "durdurma" emri verdiğine ilişkin raporlara doğrudan yanıt niteliğindedir.
Sonraki bir gelişmede,
Dışişleri Bakanlığı 28 Ağustos 2026 tarihinde mahkeme kararına yanıt olarak dilekçe sunarak, 75 ülke vatandaşlarına yönelik göçmen vizesi verilmesindeki durdurmanın "artık yürürlükte olmadığını" ve yargıcın kararına uyulduğunu teyit etti.
Bundan Sonra Ne Olacak?
Federal hükümet, kararı U.S. Court of Appeals for the Second Circuit'e (İkinci Daire Temyiz Mahkemesi) taşıyabilir. Ayrıca, temyiz süreci devam ederken bölge mahkemesi kararının etkisini geçici olarak askıya alabilecek bir yürütmeyi durdurma (stay) talebinde de bulunabilir.
Bundan ayrı olarak, Department of Homeland Security (İç Güvenlik Bakanlığı) tarafından hazırlanan yeni kamu yükü nihai kuralı 18 Eylül 2026'da yürürlüğe girecektir. Bu kural, önceki rehberin yerini alacak ve göçmenlik memurlarına Green Card başvurularında kamu yardımlarından yararlanma durumunu değerlendirmede daha geniş takdir yetkisi tanıyacaktır.
Etkilenen Başvuru Sahipleri İçin Pratik Rehber
Bu karardan etkilenen göçmen vize başvuru sahipleri için aşağıdaki adımlar tavsiye edilmektedir:
- Başvuru sahipleri ret bildirimlerini incelemeli, 75 ülke politikasının reddin tek dayanağı olup olmadığını belirlemeli ve National Visa Center (Ulusal Vize Merkezi) ile ilgili ABD büyükelçiliği veya konsolosluğundan gelecek yazışmaları takip etmelidir.
- Acil son tarihler, yaş sınırına yaklaşma (aging-out) endişeleri, süresi dolan belgeler veya zamana duyarlı diğer konularla karşı karşıya olan başvuru sahipleri, bireysel göçmenlik hukuku danışmanlığı almayı değerlendirmelidir.
- Başvuru sahipleri, bir konsolosluğun otomatik olarak yeniden açılacağını veya dosyalarını kendiliğinden onaylayacağını varsaymamalıdır. Dışişleri Bakanlığı'nın öncelikle kararı uygulaması gerekmekte olup hükümet temyiz başvurusunda bulunabilir veya yürütmeyi durdurma talep edebilir.
Bu makale bilgilendirme amaçlı hazırlanmış olup hukuki danışmanlık niteliği taşımamaktadır. Bu kararın özel durumunuzu nasıl etkileyebileceği hakkında sorularınız varsa, lütfen danışmanlık için firmamızla iletişime geçin.
